İsmail Hakkı Pekin: Türkiye artık federasyon ve konfederasyonu tartışıyor

Eski Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, gündeme ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Eski Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, gündeme ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. İsmail Hakkı Pekin’in “Belki bu seferki süreç, dediğiniz gibi geçmişten biraz daha farklı olabilir gibi duruyor. PKK’nın lav edilmesi, Türkiye’nin buna karşılık kendi ülkesindeki bir federasyona evet demesi gibi. Hatta konfederasyon yapısı da tartışılıyor” sözleri dikakt çekti.

 İşte o röportaj: 

Oslo ‘da yapılan akil adamlar toplantısının basına yansıması, herkesin aklına çözüm sürecinin yeniden masaya getirileceği algısını uyandırdı. DPI ile yapılan görüşmeler, Chatham House girişimleri ve şimdi de Oslo toplantısı. Sizce önümüzdeki günlerde Türkiye ‘ye çözüm süreci dayatması gelebilir mi?

Hükümetin 3 eski bakanı, İngiltere’de DPI denilen yere gitmişlerdir. Herhalde bir istek aldılar ve onun üzerine gittiler. DPI ‘ın başında Kerim Yıldız vardır. Bir Kürt kuruluşudur ve Londra’da açılmıştır. Kürtlerin bir şekilde devlet kurmaları için çalışan bir yerdir. İşin garip tarafı, sizin de dediğiniz gibi akil adamların Oslo ‘ya gitmeleri, Oslo ‘da görüşmeleri ayrı bir konu; onun dışında Brüksel’de de görüşülmüş, Londra ‘da görülmüş ve hatta Ankara ‘da bir toplantı yapılmıştır. Bu ilginç bir şey, yani bir taraftan devlet terörle uğraşıyor, Suriye ‘nin kuzeyindeki PKK/PYD ‘den bahsediyoruz; diğer taraftan da değişik zamanlarda çözüm süreci toplantıları düzenleniyor. Bunun arkasında İngilizler vardır. İngiltere ‘de sizin de söylediğiniz gibi Chatham House denilen bir yer var. Burası bir thinkthank (düşünce) kuruluşu ve İngiliz derin devletine hizmet eden bir yerdir. Dünyadaki birçok hazırlık buralarda yapılmaktadır. Çok fazla adı sanı duyulmamış insanlar, hatta Türkiye ‘den de giden misafir hocalar vardır. Oraya 5-6 aylığına gidilir, seminerler düzenlenir, dersler verilir, panellere katılınır. Oralarda bu işler kotarılır.Orası daha önceden beri birçok olaya yön veren bir merkezdir.

Peki, neden bu işlerin ana merkezinin İngiltere olduğunu söylüyorsunuz? Neden buralarda bu tarz oluşumlar için girişimlerde bulunulur?

Daha önceden beri PKK’nın Avrupa’daki faaliyetlerini İngiltere yönlendirir. DPI’da PKK kuruluşu olmakla birlikte esasında İngilizlerin kurduğu ve yönlendirdiği bir kuruluştur. İngiltere, DPI vasıtasıyla bu adamların Avrupa parlamentolarına girmelerini, çeşitli platformlarda konuşmalar yapmalarını, Avrupa ‘daki konferanslarını ve konuşmalarını sağlıyor. Oslo ‘daki görüşmelerde de bir heyet var. Bu heyet NGO dediğimiz bir sivil toplum kuruluşu ve başında bir Norveçli var. Türkiye ile PKK’yı onlar bir araya getiriyor gibi görünüşte; ancak bu işin arkasında İngilizler vardır. İngilizler dikkat ederseniz doğrudan girmiyorlar bu işlere. Bir şekilde Avrupa’daki NGO ‘ları (hükümet dışı kuruluşlar) kullanarak bunu yapıyorlar. Açıktan açığa bir süreç hazırlığı olduğu görülüyor. Bu sürece geçmişte olduğu gibi bir barış süreci diyebilir miyiz, onu bilemiyoruz.

Neden bu seferki biraz daha farklı? Bu sefer yapılmak istenen içerde bir çözümden farklı olarak, bir dış çözüm mü? Bunu biraz daha açar mısınız?

Belki bu seferki süreç, dediğiniz gibi geçmişten biraz daha farklı olabilir gibi duruyor. PKK’nın lav edilmesi, Türkiye’nin buna karşılık kendi ülkesindeki bir federasyona evet demesi gibi. Hatta konfederasyon yapısı da tartışılıyor. Bu tabi biraz daha esnek bir durum gibi görünüyor. Bu tarz söylemler için tam zamanı aslında.

Niye tam zamanı?

Bir taraftan işin Suriye kolu kotarılıyor. Öbür taraftan zaten ırak kolu kotarıldı. Belki çok kısa bir zamanda Irak, Türkiye ve Suriye ‘dekiler birleşmeyebilir. Çünkü öyle kolay bir şey değil bunları birleştirmek. Irak ‘taki ayrı olur, Suriye ‘deki ayrı olur, Türkiye ‘deki ayrı olur. Bunların hepsinin adları farklı olabilir. Hatta bu oluşumlar konfederasyon yapısı altında Türkiye ‘nin kanatları altına verilebilir. Böyle bir çalışma olabilir. İngiltere bölgeyi çok iyi bildiği için bu işin mimarlığını yapıyor. ABD ise bu işleri vurarak, kırarak ve zarar vererek yapmaya çalışıyor. İngilizler ise daha sessiz yapıyorlar.

Daha sessiz yapmalarındaki amaçları nedir? Uzun vadeli başka bir plan hazırlığı içinde olduklarını mı düşünüyorsunuz?

Bölgede etkin olmak için yapıyorlar. ABD’de bulunan şuandaki yönetim bu işlerden ve Ortadoğu’dan İngilizleri dışlıyor. İngiltere’de bu dışlanmayı kabul etmeyerek, Türkiye ile birlikte bu işi kotarmaya çalışıyor. Çünkü Türkiye ‘ye yardımcı oluyor maskesi altında böyle bir şeyler yapmaya çalışıyor. Bu işten esasında amacı, bölgede söz sahibi olmak istemesidir. Bunu şuanda Türkiye üzerinden yapmayı deniyorlar. İngiltere ‘de böyle bir yapı var. CommonWels gibi (Ortak Galler), Scottish(İskoçyalı) gibi, kendi yerlileri gibi. O yüzden böyle bir çözüm, bir yapı getirmeye çalışıyorlar. İşin garip tarafı Merve Kavakçı’nın kardeşi Ravza Kavakçı var. O mesela yanında 2-3 kişilik bir heyetle Almanya ‘ya gitmişler ve oranın federasyon yapısını incelemişler. Yani bunların hepsi baktığınızda aslında parça parça birer hazırlık gibi gözüküyor.

Komutanım önümüzdeki tabloya, anlattıklarınıza ve son açıklanan MGK kararlarına baktığımızda, Türkiye ABD ile sahada bir mücadele içerisine girecekmiş gibi görünüyor. Buna rağmen neden İngiltere ile masada bir çözüm aranıyor gibi bir algı yaratılıyor? Bu konudaki yorumunuz nedir?

ABD açık ve net olarak Türkiye’ye şunu söylüyor: Biz buraya gözlem noktalarını koyduk. Bu noktalar DAEŞ ‘ten vs. den sizleri korumak içindir. Ben buradayım ve seni koruyorum. Buraya saldırırsan beni karşında bulursun diyor. PYD de ABD ‘ye ben buradayım, DAEŞ ile savaşıyorum ve buraları bana bırak diyor. Türkiye ‘de bunun çok tehlikeli olduğunu ve kendisini tehdit ettiğini söyleyerek, gerekirse meşru müdafaa hakkımızı kullanırız, emri vakilere karşı biz de bir şeyler yaparız diyor. Bu bir niyet ilanıdır, bir savaş ilanı değildir. Bu şartlarda Türkiye buraya girebilir mi? ABD’yi karşısına alarak girmesi çok zor görünüyor. Tabi bugün ABD ‘de iki sistem vardır. Birincisi Trump ‘ın sistemi yani ulusalcılar, diğeri ise küresel sistemdir. Ulusal sistem olan Trump, İngiltere’yi dışlıyor; ancak küresel finans çevreleri İngiltere ile birlikte hareket ediyorlar. Bu küreselciler, Türkiye’yi de yanlarına almak istiyorlar. Türkiye ‘de büyük ihtimalle onlarla birlikte hareket ediyor. Kaşıkçı olayında da İngiltere hep Türkiye ‘nin yanında yer aldı. Bunun bir anlamı olması gerekiyor. Küresel finans çevresi, İngiltere ile işbirliği yapıyor. İngiltere de Türkiye ile işbirliği yapıyor.

Tam bu noktada Dolar ve Euro ‘nun karşısında TL ‘nin yükselişini ve İngilizlerin TL ‘ye yönelik girişimlerini nasıl değerlendirmemiz gerekir?

Küresel finans sisteminin bir işi gibi geliyor bu. Dolar ve Euro ‘nun değer kaybetmesini de bu noktada değerlendirmek gerekebilir. Türkiye ‘yı destekliyorlar, karşılığında da Türkiye onları destekliyor. Böylece Trump ‘ın politikalarını ortadan kaldırıp, daha farklı politikalarla da barış görüşmeleri adı altında bu işleri çözmek niyetindelerdir. Burada Sterlin ‘in TL karşısındaki tahvil karşılıkları da bunda etken; ancak hesaba göre TL ‘ye olan talep İngiltere ‘de %24000 civarında artmıştır. Bu tabi ki afakî bir sayı olmakla birlikte, kişi sayısının bir anda artması, talebin artması bu sayıları bu şekilde bir anda arttırmış olabilir, bu ayrı bir konu; ama sonuçta böyle bir gerçeklik vardır. Türkiye ile İngiltere arasında böyle bir yakınlaşma vardır. Şuanda bu durumun devam ettiğini, bunların emarelerini görüyoruz.

Gelinen noktada önümüzdeki gelişmeler ve masadaki konularla ilgili neler eklemek istersiniz?

Ben gelinen noktada Türkiye’nin Fırat’ın Doğusu’na şuan için harekete geçeceğini sanmıyorum. Böyle bir şey yapmak şuan için çok zor. Böyle bir harekât için Rusya’nın razı olması lazımdır. Ancak şöyle bir durum söz konusu olabilir: Türkiye olarak biz, İran, Rusya, Irak ve Suriye ile bir işbirliğine gidip,Suriye güçlerini rahatlatabiliriz. Suriye güçleri rahatladığı zaman, Fırat’ın Doğusu’na bir tehdit oluştururlar, o zaman işte jeopolitik dengeler değişebilir. Hem Türkiye hem de Suriye, Türkiye ‘nin bu hamlesiyle birlikte sahada çok avantajlı bir konuma geçebilir.

Sahada belirttiğiniz gibi bir çözüm şansı varken, Türkiye ile Suriye ‘nin anlaşması neden engelleniyor? Suriye ‘de oluşturulmak istenen federatif yapıyı, rejime de mi kabul ettirmek isteniyor? Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Siz zannediyor musunuz ki böyle giderse Suriye tekrar bir üniter devlet olarak kalacak? Mümkün değil, 4 ‘e ve ya 5 ’e bölünecek gibi duruyor. Böyle bir yapı oluşacak gibi görünüyor. Sahada olan tüm güçler oranın böyle bir yapıdan oluşmasını, bir tanesinin Kürt federe devleti olması konusunda hem fikirler, sadece yöntemler konusunda sorun var. Yoksa herkesin amacı aynıdır. Bu aynı zamanda İsrail ‘in işine geliyor, onun da istediği bir durumdur. Bu noktada Suriye razı edilmeye çalışılıyor. Hatta Türkiye ‘de İngiltere üzerinden razı edilmeye çalışılıyor. Bence bu görüşmelerin amacı budur.

Peki, Türkiye böyle bir duruma razı olup, sessiz kalabilir mi?

Şimdi şöyle bir durum var maalesef, bunu kaçırmamamız lazımdır: Öyle bir sıkıştık ki! Bir taraftan Karadeniz ‘de olay çıkıyor, Ege Adaları ‘nda başka bir şey çıkıyor, Doğu Akdeniz ‘de Kıbrıs ‘ta başka bir şey çıkıyor, ekonomik sıkıntılarımız var, içeride yoğun ve etkili şekilde terör ile mücadele ediyoruz, Fırat ‘ın Doğusu var. Bütün bunlar Türkiye ‘yi bir noktada sıkıştırdı. Türkiye ‘nin bağışıklık sistemini zayıflatıyorlar. Biliyorsunuz, bağışıklık sisteminiz zayıfladığı zaman her türlü hastalığa açık hale gelirsiniz. Sonuçta Türkiye ‘’yi öyle bir duruma getirdiler ki: Türkiye artık mevcut durumdan bir şeyler vermek durumunda. Türkiye ‘den bir şeyler isteme noktasındalar. İtalya, İsrail, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Kıbrıs ‘ta anlaşmanın peşindeler. Burada Kıbrıs ‘ı bir düzene getirmenin peşindeler. O yüzden Kıbrıs ‘ta bir çözüm bulunması lazım olarak görüyorlar. Bunun olabilmesi için hem Kuzey ‘in hem Güney ‘in AB ‘ye dâhil edilmesi gerekiyor. Türkiye ‘yi buna AB üzerinden razı etmeye çalışıyorlar. Türkiye ‘nin güneyinden geçecek bir boru hattıyla, Rusya ile Avrupa ‘nın akımını kesmeye çalışıyorlar. Rusya ‘dan Almanya ‘ya giden 2. Türk Akımı Projesi ‘nin kesilmesini istiyorlar. Dolayısıyla Türkiye ‘den şuanda bir şey isteme noktasındalar. Türkiye ‘de biraz önce söylediğim krizler nedeniyle çok sıkışmış durumdadır. Yani eğer böyle giderse, maalesef bir şeyler verecek gibi duruyor.Yani bu Kıbrıs mı olur, PKK mı olur, hem Suriye ‘de hem kendisinde federasyona razı mı olur bunu ilemiyoruz; ancak şuanda maalesef ki bu durumdayız.

Komutanım NATO ‘yu Karadeniz ‘de kullanmak için, Rusya ‘yı da Ukrayna üzerinden sıkıştırmaya çalışıyorlar. Bununla ilgili değerlendirmeleriniz nelerdir?

Onun amacı ne biliyorsunuzaslında.1991 ‘de Sovyetlerin dağılmasından sonra ortaya şöyle bir durum çıktı: ABD, eski Varşova Paktı üyesi olan ülkeleri süratle NATO ‘nun içerisine almak suretiyle, Rusya ‘yı Ukrayna ‘ya kadar sıkıştırdı. En son olarak Gürcistan ‘da bir şeyler yaptı, Ukrayna ‘da renkli devrim gibi bir şey oldu. Hemen arkasından 2014 ‘te Ukrayna ‘da yine olaylar çıktı. Ukrayna olayları ile Rusya ‘yı iyice köşeye sıkıştırmaya çalışırlarken, Rusya bunu anladı ve Kırım ‘ı ilhak etti, Ukrayna ‘nın doğu bölgesine girdi. Rusya, bir tampon bölge yaratmaya çalışıyor. Yine aynı bu şekilde, üç tane Baltık ülkesinin NATO ‘ya alınması ve Rusya ‘nın oradan da sıkıştırılması konusunda bir durum vardır. Rusya bu hamlelerden stratejik olarak çok rahatsızdır. Onun içindir ki tehdit olarak da NATO ‘yu görüyor. Bu son yapılan olay bilerek ve isteyerek Rusya ‘yı tahrik etmek amacıyla yapılan bir olaydır. Rusya ‘nın bu duruma müdahalesiniDoğu Avrupa ‘ya tehdit olarak lanse ediyorlar. Onun için NATO ‘ya paralarınızı ödeyin, ordularınızı modernleştirin ve Rusya ‘ya karşı bizim komutamızda birleşin mesajları verilmektedir. Rusya ‘nın Ortadoğu ‘da ve Doğu Akdeniz ‘da kazandığı bir takım ciddi imkânlar, başarılar var. Rusya ‘yı Karadeniz ‘de ve Baltık ‘ta sıkıştırmak suretiyle, bu kazanımlarından mahrum etmeye, kazançlarını terk ettirmeye çalışıyorlar. Yakında bu noktada Bulgaristan ve Romanya ‘ya tehdit var adı altında NATO donanması Karadeniz ‘e çıksın diye bir girişim gelebilir. Biliyorsunuz bizimkiler bu işi en iyi BLACKSEAFOR (Karadeniz Donanma İş Birliği Görev Grubu)ile hallettiler. Karadeniz ‘e kıyısı olan ülkelerden oluşup buranın güvenliği sağlanıyordu. ABD şuanda buranın güvenliğini sağlayamazsanız buraya NATO gelir ve buranın güvenliğini sağlar demektedir. Ondan sonra da NATO, Akdeniz ‘de olduğu gibi Karadeniz ‘de de devamlı bir görev kuvveti bulundurur. Bundan sonra büyük ihtimalle bu gelecektir.

Bu Türkiye olarak bizim güvenliğimizi çok ciddi şekilde yakından ilgilendiriyor. Türkiye böyle bir durum karşısında nasıl bir tavır alacaktır?

Türkiye bu konuda taviz verebilir mi? Verebilir. Şuanda Türkiye ‘den böyle bir taviz isteme noktasına geldiler. Şuanda bizi sıkboğaz ettiler, sıkıştırdılar, bir şeyleri isteme noktasına getirdiler. Ekonomik olarak, siyasi olarak, FETÖ ile ordumuzun zayıflatılması dâhil olmak üzere, sonuçta geldiler isteklerin olduğu noktaya.

Türkiye içinde bulunduğu bu sarmaldan çıkmak için ne yapabilir?

Biraz önce söylediğimiz gibi özellikle Suriye ‘nin de içinde bulunduğu bölgesel ittifaklar şarttır. ABD bir de Türkiye ‘nin ve bölgenin dinamiklerini dikkate alarak, Suudi Arabistan üzerinden Ortadoğu ‘da bir Arap NATO ‘su kurmaya çalışıyor. Çünkü ABD ‘ye bölgede kullanacağı bir kara gücü lazımdır. Bunu da ancak Araplar ‘dan alabilir. Yani Mısır, BAE ve Suudi Arabistan gibi yerlerden alabilir. Avrupalı NATO ile ya da dışında gelip, büyük kuvvetlerle bu bölgede Araplar ya da Kürtler için savaşmak istemiyor. Bunun yerine finansal destek veriyor, silah yardımında bulunuyor; ama bunun karşılığında bölgeye asker göndermek istemiyor. Çünkü bölge sorunlu bir bölgedir. Bu nedenle yapılan girişimler: Muhammed Bin Salman ‘ı yetiştirmek, Muhammed Bin Zayid ‘i yetiştirmek. Böyle konular var sahada. Bölgede bir ordu meydana getirip bu işleri onlara yaptırmaya çalışıyorlar.

Başarılı olabilir mi?

Bu İran ‘a karşı ve Türkiye ‘ye karşı yapılmaya çalışılıyor. Bu noktada amaçlarına ulaşabilmek için Türkiye ‘yi yanlarına almaya çalışıyorlar. Türkiye ‘de ısrarla yanlarına gitmek istemiyor tabi ki. Türkiye ‘yi İsrail ile yan yana İran ‘a karşı getirmeye çalışıyorlar. Bu konuda Türkiye ‘nin tavrı açık şuana kadar.

Peki, Suudi Arabistan ile ve diğerleri ile bu iş olur mu?

Yemen ‘de olup olmayacağını görüyoruz.

Suudi Arabistan ile İran savaşır mı?

Olmaz. Bir kere sınırları yok adamların. Bu sahada çok gerçekçi gözükmüyor. Ancak hava kuvvetleri ve deniz kuvvetleri ile olabilir. Suudi Arabistan ‘ın hava kuvvetlerinin de ne olduğunu sahada görüyoruz zaten. Yemen ‘de bile kendilerine verilen işi beceremediler. Yani şuanda ABD ‘nin yapmaya çalıştığı konu, bölgede Suudiler vasıtasıyla, ılımlı İslam vasıtasıyla ya da Arap Ordusu vasıtasıyla, Büyük Ortadoğu Projesini devam ettirmeye çalışıp, Ortadoğu ‘nun dizaynını onlara yaptırmaya çalışıyor.

Başarabilirler mi?

Daha evvelden bunu Türkiye ‘ye yaptırmaya çalışıyorlardı. Türkiye bu tehlikenin farkına vardı ve son zamanda bu işlerden çekildi. Ancak içten içe de bir yandan terörle çok başarılı bir şekilde mücadele ederken, bir taraftan da maalesef İngiltere ile olan görüşmeler devam ediyor. Resmi ya da resmi değil bunu bilemeyiz ama maalesef görüşmeler devam ediyor.

Berk Özer (USMER Yürütme Kurulu Üyesi)


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.